Almanca ve Türkçenin Tipolojik Karşılaştırması

Yabancı dil öğrenim sürecinde dil tipolojisi, hem öğrenici hem de öğretici açısından büyük bir önem taşımaktadır. Hedef dili, anadil ile karşılaştırma öğrenicilerin doğal olarak başvurdukları bir yöntem olmakla beraber, öğreticinin sınıf dinamiklerine uygun tipolojik karşılaştırmalarda bulunması öğrenme sürecini kolaylaştırmakta, motivasyon sağlamaktadır. Dil edinimi konusunda son yıllarda yapılan araştırmalar birinci ve ikinci dillerin yabancı dil öğrenim sürecine büyük bir katkısı olduğunu ortaya koymuştur (Apeltauer,1997; Klein 1992’den akt. Uslu, 2016). Hedef dil ve anadil arasındaki benzerlikler öğrenme sürecini hızlandırırken, farklılıklar da öğrenicide yeni bir öğrenme hususunda bir farkındalık oluşturur. Bu çalışmada dil tipolojisi bağlamında Almanca ve Türkçe karşılaştırılmış, benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Karşılaştırma yapılırken söz konusu dillerin, sözdizim (word order), morfolojik ve birleşim değeri (valence) gibi dilbilimsel özellikleri ele alınmıştır.

Dilbilimin bir dalı olan dil tipolojisi dillerin yapısındaki benzerlikleri temel alarak dilleri kategorize eder. Genel olarak tipoloji, dilleri üç bağlamda inceler: Karşılaştırma, sınıflandırma ve formal özelliklerin incelenmesi.
Gramer teorilerinin aksine tipoloji diller arası ilişkileri tanımlamayı hedefler, bu bağlamda tipolojinin bir gramar teorisi olmadığını söylemek mümkündür. Tipolojik sınıflandırma, demografik yahut coğrafik temellerle yapılmaz yine de buna karşın dillerin tipolojik karakteri bu faktörlerden büyük ölçüde etkilenir. Tipolojide dilin formal özellikleri kelime, cümle, zaman, kılıcı ve cinsiyet gibi birçok kategoriyi kapsamaktadır (Whaley, 1996).
Dildeki temel kategorileri, bir kelimenin leksical konumu oluştumaktadır. Bir kelimenin, ad, zamir, edat, sıfat yahut fiil olma durumu semantik, morfolojik, fonolojik ve sentaktik özellikleri kapsayan leksikal sınıfını belirler. Sözkonusu çalışmamızda Hint-Avrupa dil ailesinden Almanca ve Ural-Altay dil ailesinden Türkçenin temel kategoriler bağlamında farklılık arz ettikleri görülmektedir.
Türkçede adlar, “özel ad” ve “tür adı” olarak ikiye ayrılır ve ad çekimleri hal ekleriyle yapılır, adlar artikel almazlar. Almancada ise özel adlar dışında bütün adların bir artikeli olduğu görülmektedir ve ilk harfleri her zaman büyük yazılır. Artikeller birlikte bulunduğu adın cinsiyet, tekillik-çoğulluk ve durum gibi özellikleri hakkında bize bilgi verir. Hangi hangi isimle kullanılacağına dair kesin özellikler olmamakla beraber, adların cümle içindeki kullanımında artikeller önemli bir rol oynamaktadır.

der” → Eril – Maskulin
die” → Dişil – Feminin
das”→ Nötür – Neutral

Almancada ad çekimleri artikellerin dönüştürülmesi yoluyla gerçekleştirilir. Hem Türkçede hem Almanca da ortak olan hal ekleri şöyledir: nominatif (yalın hal), akuzatif (-i hali), datif (-e hali), genitif (ilgi durumu). Bunların yanı sıra Türkçede -DA ve -DAn hali varken Almancada bu durumlar edatlar aracılığıyla sağlanır:

in dem Hausevde

aus dem Zimmerodadan

von der Fabrikfabrikadan

Türkçede ilgi durumu Almancadan farklı olarak adın tamlayanı ve tamlananın ek almasıyla oluşturulur:


adam – ın araba – (s)ı
des Mann –
(e)s Auto


Sıfat bağlamında her iki dili kıyasladığımızda Türkçede sıfatların anlamsal açıdan fiil gibi hareket eden karmaşık bir yapıda olduğu görülür:
tembel (olan) çocuk
Sıfat çekimleri, Türkçede daha standart bir yapı gösterirken Almancada artikel ile ad arasında yer alan sıfatın çekimi, belirli ve belirsiz artikele göre farklılık gösterir.
(N) der junge Mann – genç adam
(A) den jung
en Mann – genç adamı
(D) dem jung
en Mann – genç adama
(G) des jung
en Mannes – genç adamın

Bütün dillerde üç tekil, üç çoğul olmak üzere temelde altı tane kişi adılı bulunur (Uslu, 2016). Ancak bazı dillerde tekil ve çoğul kişi adıllarının birden fazla karşılığı olabilmektedir. Aynı şekilde Almancada da “o” sözcüğünün cinsiyet temelli üç farklı formu bulunmaktadır: Er (m), Sie (f), Es (n). Her iki dilde de adılların yalın durum, -i durumu, -e durumu ve iyelik durumuna göre çekimleri bulunmaktadır; fakat Almancada farklı olarak -in durumu da görülmektedir. Genitif durumda gösterilen bu yapıların iyelik adılından farkı tek başına kullanılabilmeleridir, yani tek başına adın yerine kullanılabilir:

Das ist mein Wagen. → Das ist meiner.
Bu benim arabamdır. → Bu benimki.

Örnekte de görüldüğü üzere “ benim arabam” gibi bir ifade Türkçede çok tercih edilmemektedir; iyelik adılları noktasında Türkçe ekonomik davranmakta, adılın işlevini ada eklenen -(I)m, -(I)n, -(s)I, -(I)mIz ve -lArI takılarıyla zaten sağlamaktadır.
Dil evrenselleri arasında yer alan bir diğer temel kategori de fillerdir. Türkçede filler kök ve devamında gelen eklerle oluşturulur. Basit, türemiş, bileşik, etken, edilgen, geçişli vb. Bütün fiiller çekimlenirken kök değişmez. Türkçenin sondan eklemeli olması fiil çekimleri karmaşık hale getirebilmekte, birçok dilde birden fazla kelimeyle ifade edilebilen yapıları sadece çekimlenmiş fiille anlatılabilir hale getirmektedir:


Almancada fiiler kök ve mastar görevi gören ekten oluşur: lern-en, seh-en, gehör-en vb. Yine Türkçede olduğu gibi fiil çekimlenirken mastar eki atılır. Fiiller, zayıf – kuvvetli fiiller, ayrılabilen – ayrılamayan fiiller, dönüşlü fiiller ve yardımcı (modal) fiiller olarak sınıflandırılabilir.
Her iki dilde de fiiller belirli hal eklerini gerektirirler; fakat genel çerçevede görülen bu ortaklık özelde farklılık gösterebilmektedir. Örneğin Almancada fragen ve haben fiilleri akuzatif alırlar:

Wir haben einen Garten. (Biz bir bahçeye sahibiz. / Bizim bir bahçemiz var.)
Biz sahibiz bir bahçeyi

Ich frage ihn. (Ona soruyorum.)
Ben soruyorum onu

Bunun yanısıra her iki dilde de aynı durumu gerektiren fiiller de görülmektedir:
Er ähnelt seinem Vater sehr.
O
babasına çok benziyor.
Fiilleri zaman açısından karşılaştıracak olursak Almancada şimdiki ve geniş zamanın aynı şekilde kullanıldığını görürüz:
Geliyorum. Gelirim.
Ich komme. Ich komme.

Temel kategorilerin yanısıra dilsel ögelerin sıralanışının da bir dilin tipolojik özellikleri gözlemlemede belirleyici olduğunu söylemek mümkündür. Lehmann’a göre fiilin (V) ve nesnenin (O) cümle içindeki sıralamasından hareketle dildeki diğer ögelerin dizilimini de ön görebiliriz (Whaley,1996). Lehmann’ın korelasyonuna göre Almanca ve Türkçenin karşılaştırması şu şekildedir:

1. Almanca ve Türkçenin Temel Öge Sıralanışı (Word Order):

İnsan dillerinde kolayca fark edilebilir bir durum özne (S), nesne (O) ve yüklemin (V) organizasyonundan meydana gelmeleridir. Özneyi nesneden önce konumlandıran dillerin oranı (%96) nesneden sonra özneyi komulandıran dillere (%4) göre daha fazladır (Whaley,1996).
Almanca basit cümlelerdeki temel ögelerin sıralanışında tipik SVO dili özelliği gösterir. Almancadaki basit cümlelerin öge sıralanışını gözlemleyecek olursak şöyle bir tabloyla karşılarız:

Yukarıda gözlenen durum zaman içeren cümlelere gelindiğinde değişmektedir:

Er will heute Zeitung lesen.
he wants today newspaper to-read.
(O bugün gazete okumak istiyor.)

Benzer bir şekilde bağlaçların olduğu daha karmaşık yapılarda da fiilin sona gitmeye meyilli olduğunu görürüz:

Sie war traurig, weil er nicht kommen konnte.
she was sad because he not to-come could.
(Üzgündü, çünkü o gelemezdi.)

Türkçe ise temel ögelerin sıralanışı noktasında tipik bir SOV dili gibi davranır. Bu diziliş yalnızca anlam vurgulanmak istediğinde değişebilir, bu bağlamda Türkçenin bir esnekliği söz konusudur.

Diller sola yahut sağa doğru dallanma eğilimi gösterirler. Türkçe isim ve fiil çekimlerinin soneklerle yapılmasıyla da ilintili olarak sola doğru dallanan bir dildir. Almancada ise bu durumun tam tersi bir şekilde sağa doğru bir dallanma söz konusudur.

Lehmann’ın temel aldığı O ve V merkezli öge dizilimi yaklaşımı kimi tipolojistlerce birtakım sorunlar içermektedir. Mesela isimler, bağlaçlar ve yardımcı fiiller gibi cümledeki diğer ögelerin konumu nasıl tanımlacaktır? Venneman bu konuya yeni kavramlarla bir çözüm arayışına gitmiştir: Baş ve bağımlı ögeler. Bu yaklaşıma göre diller hangi sözcük sınıfına
girdikleri gözetmeksizin baş ve bağımlı ögelerden oluşan temel öge sıralanışına sahiptirler. Böylece öge sıralamasında ikili bir ayrıma gidilmiştir. Daha sonraları Hawkins OV ve VO dilleri arasında mesafenin bu şekilde belirlenmesi yerine üçlü bir ayrım önermiştir. Bu yaklaışmda baş yani fiilin konumuna göre baş-merkezli, baş-ortada ve baş-sonda olmak üzere üç farklı sınıflandırma söz konusudur. Bu bağlamda sözkonusu dilleri gözlemleyecek olursak Almanca baş-merkezli (head-initial) Türkçe ise baş-sonlu (head-final) bir dil olarak karşımıza çıkar:

Ich verzeihe diesen Fehler Ihnen nicht (Engel, 2009).
i forgive this mistakes you not.
(Bu hatalardan dolayı seni affetmiyorum.)

Bugün balık yemeyeceğim.
today fish will not eat.
(Ich werde heute keinen fischen essen.)

2.Almanca ve Türkçenin Morfolojik Tipolojisi:

Diller sözcük ve söz biçimleri oluşturmak için birçok morfolojik süreci mümkün kılarlar. Her dilin uyduğu mofolojik süreç, söz konusu sürecin ne sıklıkla uygulandığı ya da ne çeşit detayların bu sürece dahil olduğu değişiklik göstermektedir.
Almanca ve Türkçenin sözcük türetme biçimlerine baktığımızda, Türkçenin yabancı kökenli kelimeler hariç soneklerle sözcükleri çekimlediğini görürüz. Bu Türkçenin Altay, Ural ve Dravit dilleriyle paylaştığı bir yapı özelliğidir (Johanson, 2018).

ellerin → ‘hand’ – Plural (ler) – Genitive (-in)

Türkçede sözcükler çekimlenirken önceden kestirilebilen morfem varyasyonu göze çarpmaktadır. Geniş – dar ünlüye ya da ünsüze (ötümlü veya ötümsüz varyant) bağlı olarak ikili, dörtlü ve sekizli değişimler mevcuttur. Tek varyantlı örnekler olarak -yor ve -ken ekleri bir istisna teşkil eder.
Almancada ise sözcük türetme biçimleri Türkçeden daha çeşitlidir. Soneklerin yanı sıra önek ve serpik ek (circumfix) gibi yapılar da mevcuttur (Busch ve Stenschke, 2014):

unfrei → Prefix /neg. (un) – ‘free’ // köle
berühmt → Circumfix (be) – ‘praise’ – Circumfix (t) // ünlü
bücherei → ‘books’ – Suffix (ei) // kitaplık

Dil tipolojisinde dillerin morfolojik karakterlerine göre sınıflandırılması iki ayrı başlıkta toplanır : Analitik-İzole Diller ve Sentetik Diller. Analitik dillerde her bir kelime tek bir biçimbirimden oluşurken izole diller ise ekleştirmeye izin vermezler. Sentetik diller ise analitik diller gibi sadece bağımsız morfemlerden oluşmazlar, bağımlı morfemlere de olanak tanırlar. Bu diller üç ayrı kategoriye ayrılır: Eklemeli (Agglutinative), Bükümlü (Fusional), Çokbireşimli (Polysynthetic).
Türkçe tipik bir eklemeli dil özellikleri sergilerken Almaca bükümlü bir karaktere sahiptir. Eklemeli dillerde anlam oldukça karmaşık bir yapıda tek bir kelimeyle ifade edilebilir:

çalış – tır – ıl – ma – malı(y) – mış
(work) – causative – passive – negation – obligation – inference

Bükümlü dillerin karakteristik bir özelliği olan kelimenin, cinsiyet, sayı ve hal ekleri gibi durumlardan etkilenmesi Almancada da açıkça gözlenebilir:

Das ist ein gutes Bier.
it is a good beer
(Bu iyi bir bira.)

Yukarıdaki örnekte ‘gut / iyi’ kelimesi niteliği ‘bier/bira’ kelimesinin cinsiyetinden ( das Bier – nötr ) etkilenerek çekimlenmiştir. Almanca kelimeler ve artikelleri her durumda (case) değişiklik gösterebilmektedirler.

3.Almaca ve Türkçede İstem (Valence):

Her dilsel unsur sentaktik bir potansiyele sahiptir ve istem (valence) kavramı bu potansiyelin değerini ifade etmektedir (Jakobsen,1995). Başka bir deyişle istemin fiilin istediği değerleri karşıladığını söylemek mümkündür. Mesela Almancadaki tek değerli bir cümle örneği şu şekildedir:

“Alfred und Bernhard fallen” cümlesinde fallen yani düşmek eyleminden etkilen değer und yani ve bağlacıyla bağlanan Alfred – Bernhard’dır (Busch ve Stenschke, 2014).
Dillerde istem şemasıyla uyuşmayan sıfır değerli yapıların görüldüğü durumlar da mevcuttur. Meseala meteorolojik ifadelerde Türkçenin sıfır değerli olduğu yapıları gözlemleyebiliriz.
Yağmur yağıyor.
rain raining

Yukarıdaki örnekle aynı cümlenin Almancada tek değerli olduğu gözlenir. Burada fiilin aldığı obje işlevsizdir, fakat yine de istem niteliğindedir:
Es regnet.
it (is) raining

Diller istemi değiştiren belirli yapılara sahip olabilmektedir. Örneğin değer-azaltan (valence-decreasing) bir araç olarak pasif/edilgen yapılar hem Almancada hem de Türkçe de mevcuttur. Türkçede pasif yapılar etken fiile gelen -l- veya -n- ekleri ve etkilenen unsurun özne konumuna geldiği değişen temel öge sıralanışı ile elde edilmektedir.

Ali kitabı aldı. → Kitap (Ali tarafından) alındı.
Ali the book took → The book has taken.

Almancada ise pasif yapılar sein (olmak) ve werden (oluşmak) yardımcı fiilleriyle olmak üzere iki farklı şekilde çekimlenmektedir. Esas fiil ikinci haliyle (Partizip II) çekimlenir ve yardımcı bir fiil tercih edilen zamana göre şekil alır (Roche ve Weber, 1996; Helbig ve Kempter, 1997):

Der Sohn hilft dem Vater. → Dem Vater wird (vom Sohn) geholfen.
the son helps the father. → the father is (by the son) helped.
Babaya (oğlu tarafından) yardım edildi.

Değer-artıran (valence-increasing) unsurlardan biri olan ettirgen ( causative ) yapılar ise Türkçede geçişli ve geçişsiz fiillere gelen -DIr, -t, -It, -Ir, -Ar, -Art gibi soneklerle sağlanır (Göksel ve Kerslake, 2005) :
Saçımı kestirdim. → (hair)-1SG.POSS-ACC (cut)-CAUS-PT-1S
I had my hair cut.

Birçok dilden farklı olarak Türkçe ettirgen formdaki bir fiil anlamını kuvvetlendirmek adına -t- eki alarak tekrar ettirgen hale getirilebilir:
Saçımı kes-tir-t-ti-m. → (hair)-1SG.POSS-ACC (cut)-CAUS-CAUS-PT-1SG
I had my hair cut.

Almancanın ettirgen yapıdaki fiileri ise Türkçeye göre çok daha karmaşık bir yapıdadır, dilin bükümlü karakterinin de bir sonucu olarak fiilerin ettirgen formu sistemsiz bir şekilde sesli harfin -e- veya -ä-‘ye evrilmesi ile sağlanmaktadır. Bazen sessiz harfin sertleşmesi gerekebilir; -ch- → -ck- ya da -ss- → -tz-.
saugen → säugen
hassen → hetzen

Almancada bir diğer ettirgen form da lassen (bırakmak) fiiliyle oluşturulur, bu sayede anlamda nedensellik sağlanır (Gunkel, 1999):

Ich lasse Karl die Blumen gießen. → (I)-NOM (have/let) Karl-ACC (the flowers)-ACC (water)-INF
I have/let Karl water the flowers.
Karl’a çiçekleri sulattırdım.

Ich lasse die Blumen (von Karl) gießen. → I-NOM (have) (the flowers)-ACC by Karl-INF
I have the flowers watered.
Çicekleri sulattım.

SONUÇ

Farklı dil ailelerine mesup diller olan Türkçe ve Almanca morfolojik ve sentaktik açılardan farklı özelliklere sahiptirler. Bunun yanı sıra her iki dilde de fiiller ve hal ekleri arasında sıkı bir etkileşim gözlenmektedir. Öge sıralanışı bağlamında her iki dil de nesne ve fiil diziliminin tipik özelliklerini sergilemektedir. Almanca SVO dili olmasına rağmen bazı durumlarda öge dizilişi aynı dil yapıdaki dillerden farklılık göstermekte, fiili cümle sonuna atmaya meyil göstermektedir. Temel öge diziliminin bir sonucu olarak Türkçe ve Almanca morfolojik bağlamda birbirlerinden tamamen farklı karakterdedirler. Bu farklılıklar morfosentaktik özelliklerle yakından ilişkili olan istem/değer yapısını da etkilemektedir.

Kaynakça:

Busch, A. ve Stenschke, O. (2014), Germanistische Linguistik, Narr Verlag.
Comrie, B. (1981), Language Universals and Linguistic Typology, University of Chicago Press.
Engel, U. (2009), Syntax der deutschen Gegenwartssprache, Erich Schmidt Verlag.
Gunkel, L. (1999), Causatives in German, Theoretical Linguistics, Vol. 25, No. 2/3.
Göksel, A. ve Kerslake, C. (2005), Turkish: A Comprehensive Grammar, Routledge.
Helbig, G. ve Kempter, F. (1997), Das Passiv, Langenscheidt.
Johanson, L. (2018), Türkçe Dil İlişkilerinde Yapısal Etkenler, Ankara: TDK.
Jakobsen, L.F. (1995) Valency Description – A Question of Strategy and Puposes. Expression and Content Valency. Part I. Schosler, L. & Talbot, M. (Yay. haz.) Studies in Valency I, RASK Supplement Vol.I
Uslu, Z. (2016). Türkçe – Almanca Karşılaştırmalı Temel Dilbilgisi, Ankara: Anı Yayıncılık.
Roche, J. ve Weber, M. (1996), Mini – Grammatik Deutsch als Fremdsprache, Ernst Klett Verlag.
Tallerman, M. (1998), Understanding Syntax, Londra: Arnold Publishers.
Whaley, L. (1996), Introduction to Typology: The Unity and Diversity of Language, SAGE Publications.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *